Ana içeriğe atla

BAĞLAMSIZ OLMAZ

Ebu Ya'lâ el-Ferrâ'nın el-Ahkamu's-sultaniyye adlı eserini çevirirken ilginç bir istidlale rastladım ve küçük bir araştırma yaptım: 
Müellif, hangi kusurların imamete engel olup olmayacağını değerlendirirken penis ve testislerin kesik olması hakkında şöyle diyor:
"Tenasül uzvu veya testisleri kesik ise bu, ne başlangıçta biat etmeye ne de biatın sürdürülmesine mani olur; çünkü bunların yokluğu düşünmeye ve hareket etmeye değil; üremeye engeldir. Dolayısıyla iktidarsızlık gibidir. Halbuki Allah (c.c.) “Allah sana... efendi, iffetli (hasûr) ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeledi.” (Ali İmran, 3/39) buyurmak suretiyle Hz. Yahya’yı bu vasıfla nitelemiştir."
Ayetin çevirisinde müellifin istidlali bunu gerektirse de bir peygamber hakkında "iktidarsız" ifadesini kullanmaya gönlüm elvermedi. Meallere bir göz attım ve genellikle "hasûr" ifadesinin "iffetli" şeklinde tercüme edildiğini gördüm. Daha sonra tefsirlere baktım ve müfessirlerin hiç de azımsanmayacak bir kısmının "kadınlara yaklaşmayan", "iktidarsız" vb. anlamlar takdir ettiklerini gördüm. Tefsir niyetine zikredilen ifadelerin bir kısmının zikrinden istinkâf ettiğimi de özellikle belirteyim.
İmdi, gelelim sadede. Bağlamı dikkate almadığımızda "hasûr" kelimesinin "iktidarsız" vb. anlamlarını derhal alıp ayetin tercümesine yapıştırabiliriz; ama ayetin sözdizimi bağlamını incelediğimizde bu ayette Hz. Zekeriyya'ya bir oğul müjdelendiğini ve bu oğulun da "Kelime'yi tasdik eden", "efendi", "hasûr" ve "salih bir peygamber" gibi, her biri ayrı meziyet olan güzel vasıflarla nitelendiğini görüyoruz. Bir müjde bağlamında "iktidarsızlık" gibi bir niteleme kastedilen anlamı ters yüz edip buharlaştırır.
Bir doktorun yeni doğum yapan bir anneye ya da doğum odasının hemen dışında yerleri aşındıran bir babaya gelip "Müjdemi isterim, iktidarsız bir oğlunuz oldu." dediğini düşünebiliyor musunuz? Sıradan bir doktora bile yakıştırılması mümkün olmayan bir şeyi bazı müfessirlerin hikmet sahibi olan Allah'ın kelamına kondurabilmiş olmaları esef ve hayret verici bir durumdur.
Nitekim Sem'anî, yukarıda zikrettiğim bir takım görüşleri aktardıktan sonra "hasûr" kelimesinin bazı müfessirler tarafından "kudreti olmakla birlikte ilişkiden uzak duran" anlamında yorumlandığını ifade etmiş ve bu tefsiri haklı kılan iki gerekçeye işaret etmiştir:
1) Bu yorum, övgüyü hak etmeye daha layık bir niteliktir; çünkü bu söz, övgü/müjde bağlamında sevkedilmiştir.
2) Bu görüş, peygamberlere bedeni bir afet nispet edilmesinden uzaktır; çünkü onlar, bu gibi kusurlardan beridirler.
Sözün özü, bağlam doğru anlamın sağlaması ve sigortasıdır. Bağlamın ıskalanması halinde ne olsa gider.
Osman Güman, 18/03/2017 (Cumartesi)

Yorumlar